Evi olup borcu olana zekât verilir mi ?

Deniz Siyahi

Global Mod
Global Mod
Bu nedenle böyle bir kişinin durumuna bütün ayrıntıları bilmeden kesin hüküm vermek yerine, borcun niteliği ve kişinin toplam mal varlığı değerlendirilmelidir.

Peki Ev Çok Değerliyse? İşte Tartışmanın Kızıştığı Yer

Şimdi işi biraz zorlaştıralım.

Kişinin oturduğu ev 10 milyon TL değerinde olsun. Fakat başka malı yok ve ev, ailesinin sürekli yaşadığı konut.

Bu durumda “10 milyonluk evi var, demek ki zengin” şeklinde sadece satış fiyatına bakmak meseleyi basitleştirebilir.

Çünkü insanın yaşadığı evi satıp bütün parasını kullanması, temel barınma ihtiyacını ortadan kaldırabilir.

Burada kritik soru şudur:

Bu taşınmaz gerçekten kişinin ihtiyaç fazlası bir serveti mi, yoksa hayatını sürdürebilmesi için kullandığı temel konut mu?

Bununla birlikte kişinin birden fazla evi varsa, kiraya veriyorsa veya taşınmazları ticari/yatırım amacıyla elinde bulunduruyorsa değerlendirme değişebilir.

Özellikle kira gelirlerinin de belirli şartlar altında zekâta tabi olabileceği Diyanet tarafından açıklanıyor. Temel ihtiyaçlar ve borçlar çıktıktan sonra nisap miktarına ulaşan kira gelirleri, diğer zekâta tabi mallarla birlikte değerlendirilir. High Board of Religious Affairs

“Borçluyum” Demek Tek Başına Yeterli mi?

Hayır.

Bu noktada samimiyet kadar gerçek ekonomik durumun da önemi var.

Bir kişinin:

- Lüks bir otomobili,

- Birkaç yatırım hesabı,

- İkinci veya üçüncü evi,

- Yüklü miktarda nakit birikimi

bulunuyor, ancak aynı zamanda konut kredisi ödüyor olabilir.

Sadece “borcum var” demek onun zekât alabileceği anlamına gelmez.

Çünkü zekât açısından kişinin bütün mali tablosuna bakmak gerekir.

Diyanet'in açıklamasında borçlu kişinin, borcunu ödeyeceği mal dışında nisap miktarı mala sahip olmaması gerektiği belirtiliyor. High Board of Religious Affairs

Burada “borç” kelimesini sihirli bir kelime gibi kullanmamak gerekiyor.

“Borç = fakir” denklemi, hayatın matematiğinde de dinî değerlendirmede de her zaman çalışmaz.

Bir de Şu Soruyu Sorun: Borcun Sebebi Ne?

Borçların tamamı aynı hikâyeyi anlatmaz.

Bir kişi ailesinin yaşayacağı evi almak için borçlanmış olabilir.

Başka biri sağlık giderleri nedeniyle borçlanmış olabilir.

Bir başkası eğitim masrafları için borçlanmış olabilir.

Bir diğeri ise tamamen lüks tüketim nedeniyle ciddi bir borç yükünün altına girmiş olabilir.

Burada insanları küçümsemek veya yargılamak yerine, zekâtın kimlere verileceğine ilişkin ölçüleri doğru anlamak gerekiyor.

Diyanet'in yayımladığı zekât ilmihalinde de mesken edinme, ev eşyası, eğitim, sağlık gibi temel ihtiyaçlar nedeniyle borçlanan kişilerin bazı mezhep görüşlerinde zekât alabilecek borçlular kapsamında değerlendirildiği aktarılıyor. Web Dosya

Dolayısıyla “Borcu nasıl yaptı?” sorusu bazen kişinin gerçek durumunu anlamak açısından önem taşısa da, nihai değerlendirme fıkhî ölçülere göre yapılmalıdır.

Forumda En Çok Yapılan Hata: Evin Fiyatını Google'dan Öğrenip Hüküm Vermek

“Abi onun ev 7 milyon ediyor, kesin zekât alamaz.”

Bir dakika...

Evin fiyatını nereden biliyorsun?

İkincisi, 7 milyonluk evin üzerinde ne kadar borç var?

Üçüncüsü, kişinin başka parası veya malı var mı?

Dördüncüsü, ev gerçekten oturduğu tek konut mu?

Beşincisi, kişinin başka temel ihtiyaçları ve yakın vadeli borçları neler?

Altıncısı, bu değerlendirme hangi mezhebin ve hangi fıkhî yaklaşımın ölçülerine göre yapılıyor?

Bazen zekât konusunda insanlara danışmak yerine mahalle emlakçısı + banka memuru + forum yorumcusu üçlüsünden oluşan gayriresmî bir “fetva kurulu” kuruluyor. 😄

Oysa konu dinî bir hüküm içeriyor. Özellikle yüksek miktarlı mal varlığı, uzun vadeli borç veya karmaşık yatırım durumlarında güvenilir bir dinî danışmana başvurmak çok daha sağlıklı olur.

Kendiniz İçin Küçük Bir Kontrol Listesi

Evi olan ve borç ödeyen bir kişinin zekât alıp alamayacağı değerlendirilirken şu sorular yol gösterici olabilir:

1. Ev kişinin oturduğu temel konut mu?

2. Başka ev, arsa, araç, altın, nakit veya yatırım var mı?

3. Bu mallar temel ihtiyaç niteliğinde mi, yoksa ihtiyaç fazlası mı?

4. Borcun ne kadarı yakın zamanda ödenmesi gereken borç?

5. Kişinin borç dışında elinde nisap miktarında mal bulunuyor mu?

6. Taşınmaz yatırım veya ticaret amacıyla mı elde tutuluyor?

7. Kişinin düzenli gelirine rağmen borçlarını karşılaması mümkün mü?

Bu sorular “zekât kesin verilir” veya “kesin verilmez” şeklinde otomatik sonuç üretmez; fakat meseleyi doğru yere taşır.

Zekât Veren Kişinin de Bir Sorumluluğu Var

Bence konunun en insani taraflarından biri burası.

Zekât verecek kişi, yardım edeceği insanın özel hayatını dedektif gibi didiklemek zorunda değil. Fakat zekâtın doğru kişiye ulaşması için makul ölçüde araştırma yapmak önemlidir.

Örneğin gerçekten borç içinde olan, temel ihtiyaçlarını karşılamakta zorlanan bir kişinin durumunu bilen biriyseniz, “Ama onun evi var” diye meseleyi kapatmak yerine durumun tamamına bakmak gerekir.

Öte yandan sadece duygusal bir hikâyeden etkilenip fıkhî şartları hiç araştırmadan zekât vermek de doğru yaklaşım olmayabilir.

İşte burada merhamet ile sorumluluğun birlikte hareket etmesi gerekiyor.

Bir insanın sıkıntısını görmek önemli.

Ama zekât ibadetinin ölçülerini korumak da önemli.

Sonuç: Anahtarın Cebinde Olması, Cebin Dolu Olduğu Anlamına Gelmez

Evi olup borcu bulunan kişiye zekât verilip verilemeyeceği sorusunun cevabı, yalnızca “Evi var mı?” sorusuyla belirlenmez.

Evet, evi olan ve borç yükü bulunan bir kişiye, zekât almasına engel olacak nisap miktarı ihtiyaç fazlası malı yoksa ve borçluluk/fakirlik şartlarını taşıyorsa zekât verilebilir. Diyanet'in güncel fetvasında da borçluların zekât verilebilecek gruplar arasında bulunduğu ve borçlu kişinin borcunu ödeyeceği mal dışında nisap miktarı mala sahip olmaması gerektiği belirtilmektedir. High Board of Religious Affairs

Ancak konutun niteliği, kişinin diğer malları, borcun miktarı ve vadesi gibi ayrıntılar sonucu değiştirebilir.

Belki de bu konuyu değerlendirirken kendimize şu soruyu sormak en doğrusu:

“Bu insanın evine mi bakıyorum, yoksa gerçekten ekonomik durumuna mı?”

Çünkü bazen dışarıdan bakınca “ev sahibi” görünen bir insan, içeride borç takvimleriyle mücadele ediyor olabilir.

Ve bazen de “borçluyum” diyen kişinin aslında ciddi bir serveti bulunabilir.

Zekâtın hikmeti de biraz burada saklı: İnsanları tek bir etikete sıkıştırmak yerine gerçek ihtiyaçları görebilmek.

Sonuçta evin tapusu başka şeydir, insanın ekonomik olarak rahat olması başka şey.

Anahtar cebinizde olabilir.

Ama önemli olan, o anahtarın açtığı hayatın içinde gerçekten ne kadar imkân bulunduğudur.
 
Üst